Gaye Çelikcan

”Her şeyin başı sağlık” gayet dilimize oturmuş ama anlamından da bir o kadar uzaklaştığımız bir hal almış olan eski bir söylemimizdir.

Kendi varlığını,değerini ve içinde bulunduğu güzellikleri görmezden gelip başka insanların sahip olduklarına yüksek düzeyde göz koymayı, kendince haklı görenlerin sayısı gün geçtikçe artmaya devam etmektedir tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi.Durum böyle olunca da bu hızla yayılan sorun karşısında neler yapılmalı nasıl bir iç kontrol sağlanmalı bunların değerlendirilmesinde yarar görüyorum.

İnsan yapısında doğuştan itibaren var olan kendini başkalarıyla kıyaslama vardır. Bu durum bazı konularda olumlu bir motivasyon ve ilerleme kaynağı olsa da aşırıya kaçan kıyaslama durumu, beraberinde kıskançlık krizlerini ve kendine içten içe zarar verme, mutsuz olma halini ve değersizlik duygularını getirebilir.Tabii bu durum kişinin sadece kendisine değil, ailesine ve de kıskandığı kişi ya da kişilere de zarar getirebilir.İlişkiler bozulur, güven sarsılır ve bir daha asla eskisi gibi olmayacak bir samimiyetsizlik kısır döngüsüne girilmiş olur.Peki bu meselenin kontrol altına alınabilmesi için yapılabilecekler nelerdir?

1.Öncelikle her insan çok özeldir.Herkes kendi özelliğini keşfetme gayreti içine girmeli ve bu doğrultuda kendi varlığına ve sahip olduklarına odaklanmalıdır.

2.Kendisiyle  ilgilenen,  kendisi ve  ailesine tam olarak vakit ayıran kişilerin, başkalarının hayatlarını görme ve gördükleriyle kıyasa kapılmaya vakitleri olmaz.Bundan dolayı herkesin kendisi ve ailesine karşı olan sorumluluklarını hep hatırlaması gerekmektedir.

3..Sosyal medyanın sahte dünyasında kaybolmadan, orada paylaşılanların gerçek hayatın tam yansıması olmadığının sık sık hatırlanması yapılarak, o sanal dünyada fotoğraf paylaşma, hayat ve güzellik yarıştırma mantığından hızlıca uzak durmak gerektiğini unutulmamalıdır.

4.Kendi hayatını ve sahip olduklarını görmezden gelerek, baktığı ve gözüne çok gelip de kıskandığı hayatların içinde de olumsuzlukların,mutsuzlukların ve acıların olduğu ve bir de bu açılardan düşünülüp doğru bir yönden,yerinde bir bakış açısıyla yeniden bakmaya çalışmanın son derece yararlı olduğu hatırlanmalıdır.

Hiçbir hayat dört dörtlük değildir.Bir hayatın içinde olan diğer hayatta yoktur.Çok parası olan birinin tek aradığı ve belki de tek satın alamadığı HUZUR’ dur.

Fiziksel olarak son derece güzel olan birinin ruhsal anlamda sorunları olabilir,hiç görmez bile güzelliğini yaşayamaz rahatça, uyuyamaz, uyanamaz ve belki de canına kastetme teşebbüsü olmuştur sayısızca.Dünyanın en çirkini olsaydım da duygu durumum bozuk olmasaydı der durur… ne fayda!

Evi, arabası ve fazlaca gayrimenkul birikimi olan birinin çocuğu hastadır ve sadece hastaneler ile tedavi süreçleridir ilgilendikleri..

Sayılı üniversitelerden birinde çok ünlü ve başarılı bir akademisyen hocadır ama evlat acısı yaşıyordur.O ortam ve öğrencileri, her gün kaybettiği üniversiteli evladını hatırlatıyordur.İsminin önündeki ünvanının, akademik başarılarının ve kariyer yüklü hayatının, evlat acısının yanında hiç de bir kıymeti yoktur.

Bütün  bunlarla beraber çok paranızın olmasını mı?,

son derece fazla bir güzelliğe sahip olmayı mı?,

eviniz, arabanız ve fazlaca mal varlığınızın olması mı?

yoksa başarılarla dolu mevki sahibi biri mi olmayı istersiniz? Ama isterken yukarıda yazılan gerçeklerle beraber midir kabulünüz?Tabii ki cevaplar HAYIR’dır. Hal böyle olunca insanın sadece haline,varlığına ve var olduklarına teşekkürden ve minnetten başka bir hali olamaz gerçek huzuru yakalayabilmesi için.

Hemen şu andan itibaren hayatımızı ve değerlerimizi yeniden gözden geçirelim,  başta sağlığımız ve nefes alışverişimizin ve tüm sahip olduklarımızın kıymetini bilelim.

Hayat, kendi hayatımızın kıymetini bildiğimiz sürece anlamlıdır.Haydi hep beraber başka hayatlardan çıkalım, kıyaslamaları zihnimizden ve kalbimizden uzaklaştıralım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Randevu Planlayın